Çin Ekonomisi Nereye Gidiyor?

Çin Ekonomisi Neden Yavaşlıyor?

Çin 2008 krizinden sonra mal ticaretinde en büyük ihracatçı haline geldi, toplam dış ticarette $4150 milyarla ABD’yi geride bıraktı. İhracatında en büyük paya sahip ülkeler $350 milyarla AB ülkeleri ve $320 milyarla ABD başta gelmekte. İthalatında en büyük paya sahip olan ülkelerin başındaysa $195 milyarla Japonya ve onu $163 milyarla Güney Kore takip etmektedir. Çin’deki çalkantıların hangi piyasaları daha fazla etkileyeceğini tanımlamış olduk.
1990’larda başlayan Çin’in ekonomik büyümesi ivmesini arttırarak bugüne kadar geldi, ancak artık Çin istediği büyüme rakamlarına yaklaşmakta zorlanıyor. Bu yıl için büyüme hedefi olan %7 rakamına ulaşması hayal gibi. Bütün bunların üstüne IMF’de tuz biber ekerek Çin’den 2016 yılında %6.3 büyüme beklediğini açıkladı. Yani Çin ekonomisinin önümüzdeki yılda da daralmasının beklendiğini görülüyor. Eski günlerine dönmek isteyen Çin’in  önünde yapması gereken birçok reform beklemekte. Bunların başında da yönetimde şeffaflık ve özelleştirmeler geldiğini belirtelim.
Çin Merkez Bankası hükümetin egemenliği altında ve merkez bankasının yayınladığı veriler güven teşkil etmemekte, verilerin doğruluğundan şüphe edilmekte. Ekonomi yönetiminin şeffaf olmaması mevcut problemleri daha da derinleştiriyor. Ülkedeki çoğu sektörün kamuya bağlı olması bir diğer önemli yapısal sorun. Kamu neredeyse 30 milyon insanın işvereni durumunda. Bu yapısal sorunları ortadan kaldırmak için özelleştirmeleri de içeren bir reform paketi hazırlanmış durumda ve masada beklemede ancak siyasi anlaşmazlıklar bu reformların uygulanmasını şimdilik geciktirmekte.
Geçtiğimiz birkaç yılda Çin’in borcu da GDP’sine oranla hayli artmış durumda. Toplam borçları (devlet+kurumsal+hane halkı) 2008’den beri hızla yükseldi ve GDP’sine oranı %250 oldu. Bu oran gelişmiş ülkelerin biraz altında olsa da gelişmekte olan ülkelerdekinden çok daha yüksek. Çoğu finansal çöküşün zıvanadan çıkmış borçlanma oranlarının arkasından geldiğini tecrübe ettiğimize göre Çin hakkında endişelenmemiz de makul diyebiliriz.
Çin’in büyük bir borç problemi var ama bu durumun dünya ekonomisinde ani krizlere yol açması uzak ihtimal diyebiliriz çünkü Çin diğer ülkelerin aksine bankalarını kontrol altında da tutmakta ve onları kurtarabilecek servete sahip. Asıl riski rehavet durumu oluşturmakta. Çinli yöneticiler finansal sistemi zombi firmalar ve çöp kredilerden kurtarmak için yeterli özveriyi göstermiyor. Çin’in borcunun yarısı şirketler tarafından yapılmış durumda ve bu şirketlerin çoğu kamu şirketleri ve emlak şirketleri. Çin satılmamış konut stoku tarihin en yükseğinde olduğunu da belirtelim. Yani ekonomik yavaşlık ve konut fiyatlarındaki düşüşle bu şirketlerin borçlarının ödenemez hale gelmesi yüksek olasılık.
Ucuz iş gücü sallantıda mı?
Dünya’nın üretim üssü olan Çin iç ve dış talepteki daralmayla zor zamanlar geçiriyor. Dünya’da yaşanan ekonomik durgunluk dış talepte görülebilir bir gelecek için canlanma emareleri göstermiyor. Çin bugüne kadar ekonomik büyümesini düşük maliyetli iş gücü ve üretimden sağladı, büyük nüfusu en büyük silahıydı. Çin’de doğum oranları yıldan yıla düşüş göstermekte, nüfus artış hızı yavaşlamakta. Bu iş gücüne katılımın ileriki yıllarda hızlanarak düşmesi anlamına geliyor.
Mevcut iş gücü son yıllarda gelişen hizmet sektörüne kaymakta, yani üretim kapasitesini tam olarak kullanmayı sağlayacak iş gücü artık eskisi kadar kolay bulunamıyor. Bu durum ucuz iş gücünün eskisi kadar ucuz olmayacağını göstermekte, bu da maliyetlerde artış, karlılık üzerinde baskı anlamına geliyor.
t
Gelişmekte olan ekonomilere etkisi
Çin o kadar büyük bir ekonomi ki kendi yavaşlaması birçok gelişmekte olan ülke ekonomisini de aşağı çekmeyi başarıyor. Çin ekonomik aktivitesinin %30’unu gelişmekte olan ülkelerle gerçekleştiriyor. Hiçbir şeyde değişim olmasa bile Çin’in performansındaki değişim bu ülkeleri kaçınılmaz bir şekilde etkiliyor.
Çin emtia piyasalarını lider alıcısı durumunda ve bu emtiaları(petrol, bakır, demir gibi) bu gelişmekte olan ülkeler karşılıyor. En büyük ham madde tüketicisi durumunda olan Çin ekonomisindeki yavaşlama Çin’le direkt ticareti olmasa bile değişen fiyatlardan birçok ülkenin ekonomisini etkiliyor.
Yazımızı bitirirken Çin büyüklüğünde bir demografik yapıya ve üretim yapısına sahip başka bir ülke olmadığını hatırlatalım. Bu yüzden Çin’i başka gelişen ekonomilerle karşılaştırmak yanlış olacaktır. Çin’i kendi dinamiklerine göre ele almak gerekir. Çin’in finansal düzlüğe çıkması için Avrupa Birliği’nin de ısrarla üzerinde durduğu şeffaflığı sağlaması ve yapısal reformları gerçekleştirmesi şart yoksa Çin’in geleceği geçmişinden daha parlak olmayacaktır.
t
****

Geçmiş dönemlerde aynı kategoride neler yazdık? Sizi USD / JPY Paritesi Yorumu - 27.02.2015 başlıklı yazımıza davet edelim.